HaberlerListelerYaşamYaşam - insan

Radyo Tiyatrosu Ve Çağrıştırdıkları Üzerine

Televizyonun bile internet üzerinden eriştiğimiz uygulamaların yanında demode kaldığı günümüz iletişim anlayışı ne kadar hızla değişirse değişsin hala bazılarımız için keyfine varmaya devam ettiğimiz alışkanlıklar yaşamaya ve yaşatılmaya devam ediyor. Modern ses sistemlerine bağlayabildiğimiz için otuz kırk yıl öncesinin kayıtlarını zevkle dinlediğimiz pikaplar, meraklısına özel köşelerde pırıl pırıl pirinç hoparlörleriyle vintage dekorasyonun bir parçası olan ve cızırtılı sesinde geçmişin hatıralarını yad ettiğimiz gramofonlar, eğer tamir için verildiği bir elektrikçi dükkanında unutulmadıysa ya da şarkıda denildiği gibi tavan arasında tozlanmaya bırakılmadıysa çalmaya devam eden eski radyolar anne babalarımızın gençliği ve bizim çocukluğumuz arasında kurdukları köprüyle bir süre daha var olmaya devam edecekler.

   Radyo yayıncılığı televizyonun seyredilme özelliğine sahip olmasa da kendi mecrasındave kendini en az televizyon kadar hızla güncellemeye devam ederek bugünlere geldi. Günümüzün metropol insanının vaktinin büyük bir bölümünü trafikte radyo dinleyerek geçirdiği düşünülürse radyoların insanlar için vazgeçilmezliğini korumaya devam edeceğini öngörebiliriz. 

Başkalarının kadrajından ve kamerasından kurgulanarak ekranı dolduran ve pasif olarakseyretme mecburiyetinde olduğumuz tv yayınlarının aksine radyo bize sadece sesle ulaşarak çok daha farklı bilinç aktivitelerine neden oluyor. İster bir konuşmacıyı, ister bir şarkıcıyı dinleyelim karşımızda bizim için kurgulanmış hazır bir görüntünün esiri olmak yerine hayal dünyamızı çalıştırarak kendi resimlerimizi,kendi renklerimizi ve kendi dünyamızı işin içine katmamızı sağlıyor. Bunu yaparken mutfakta yemek pişirebiliyor, arabamızı kullanıyor ya da doğanın ıssız bir köşesinde zaman geçiriyor olabiliriz.

İlgili Makaleler

     Televizyon yayınlarının kapalı sistem paket programlara dönüştüğü ve internet nesline daha az hitab ettiği bu zamanlarda radyo daha sıcak, daha samimi görünüyor. Sizleri bilmem ama bazen bir derby karşılaşmasını radyo spikerinin anlatımı ve heyecanıyla dinlemek belki de monoton giden karşılaşmada her an bir gol pozisyonu varmış gibi heyecanlanmaya yetiyor.

 Radyonun sadece kulağa hitab etmesinin getirdiği daha seçici ve daha sofistike olmak gibi de bir özelliği var. Sanatsal programların daha çok söyleşiye ve ağırlığı olan tahlil ve analizlere dayandırılması bunlardan biri. Ama belki de en önemlisi Türkçenin en doğru en mükemmel haliyle kullanılıp en güzel şekilde seslendirilmesi. Radyo yayıncılığının en başından beri Türkiyede gerçekleştirdiği en önemli rollerden biri bu olmuştur. Radyo tarihimizin ve radyo programlarının tarihçesine uzun uzadıya girmeden burada radyoya özgü en güzel detaylardan biri olan radyo tiyatrosundan kısaca bahsetmek sanırım yerinde olur. Tiyatro başlı başına çok önemli ve belirleyici özellikleri olan bir sanat dalı fakat radyo tiyatrosu az önce bahsettiğim gibi  sadece dinlemede kaldığımız bu dünyada konunun geçtiği sahneleri ve kahramanları zihnimizde yeniden canlandırdığımız bir masal dünyasına dönüşüyor.

    Çocukluğumun en güzel anılarının içinde annemin evde işlenirken bir köşede çalmakta olan radyodaki radyo tiyatrosunun merak ve heyecan uyandıran efektlerine kulak kabartmak vardı. Kapı gıcırtısından su şırıltısına, zil sesinden kağıt hışırtısına, rüzgar uğultusundan fayton tıkırtısına oyuna hayat veren bu efektler kış masalları dinlemek için ateşin başına oturmuş çocukları nasıl heyecanlandırıyorsa beni de aynen öyle heyecanlandırırdı. Hatırlarsanız masal anlatanlar da jest ve mimikleriyle masala renk kattıkları kadar ağızlarını şekilden şekle sokarak ses efekti yapmakta ustadırlar.

  40 lı yıllardan önceki radyofonik temsilleri saymazsak arkası yarın kuşağı şeklinde evlerimize misafir olan bu türden radyo programları 60 lı yıllarda çeşitlenerek bugünlere geldi. Türk ve dünya edebiyatının önemli eserlerini, öykülerini Türkçenin en doğru haliyle öykülere dönüştürerek toplumun bütün kesimlerine ulaştırmayı hedefleyen bu güzel programlarda çok değerli tiyatro ve seslendirme ustaları çalıştı. Ankara Radyosunun efekt hazırlanan stüdyolarında halen çalışmakta olan vefakar efektörler hala aynı teknikleri kullanarak hikayelerin alt yapısını oluşturmaya devam ediyorlar. Tuncel Kurtiz, Alev Sezer, Müşfik Kenter, Rüştü Asyalı gibi efsane tiyatro ve seslendirme ustalarının yer aldığı kayıtlar Trt arşivlerinin en değerli parçalarından.

Pop listeleri ve sohbetli müzikli, canlı bağlantılı programlar günümüz yaşantısında ne kadar çok yer tutarsa tutsun arada bir radyo tiyatrosunun olduğu kanala da düğmeyi çevirmeyi ihmal etmeyin. Belki orada okumayı unuttuğunuz yazarların hiç bilmediğiniz ama size çok yakın belki de çok ilginç gelen öyküleriyle kahvenizi yudumlamaktan ya da arabada olmaktan çok keyif alabilirsiniz.   

pomeranian boo fiyatları

Sevda Öztürk

1990 Antalya doğumluyum, magazin, sinema haberlerini yakından takip eder, onlar hakkında güncel haberler ve içerikler yayınlıyorum. Sozturk@gmail.com adresinden tarafıma ulaşabilirsiniz.

Sizin düşünceniz nedir?

Başa dön tuşu