Matematiğin Prensi: Carl Friedrich Gauss

Matematiğin Prensi: Carl Friedrich Gauss
pomeranian boo fiyatları

Eğitim hayatımızın her döneminde adını duyduğumuz Gauss’u biraz daha tanıyalım.

Çoğu kişi tarafından dünyanın gelmiş geçmiş en iyi matematikçisi kabul edilen Gauss, matematik adına, hayatımızda pek çok iz bırakmıştır. Bu yazıda biraz onlardan, biraz da hayatından bahsedelim:

Taş ve duvar ustası bir baba ile, okuma-yazma dahi bilmeyen bir annenin çocuğu olarak, 1777 yılında Almanya-Braunschweig’de dünyaya geldi.

Pek çok matematiksel teoremini 20 yaşına gelmeden bulmuştur.

Sayılar kuramının önemli sonuçlarını derlediği ve kendinin de katkı sağladığı en büyük eseri Disquisitones Arithmeticae’yi 21 yaşında tamamlamıştır.

Dehasının ilk izleri, bir efsaneye göre 3 yaşlarında belli oluyordu. Gauss için henüz 3 yaşındayken babasının kağıt üzerinde yaptığı hesapları düzelttiği söyleniyordu.

Bir diğer hikayeye göre de Gauss’un ilkokul öğretmeni, öğrencileri oyalamak için 1’den 100’e kadar olan sayıları toplamalarını istemişti. Gauss cevabı birkaç saniye içinde bulmuştu bile. Listedeki iki uç sayının toplamının her seferinde aynı olduğunu keşfeden Gauss saniyeler içinde cevabı vermişti.

1796’da eğitim gördüğü Göttingen Üniversitesi’nde Fermat asalı olan her düzgün çokgenin cetvel ve pergel ile çizilebileceğini kanıtladı. Bu keşfi ile antik çağlardan beri çözülemeyen problemlerin çözülebilmesi sağlandı. Gauss bu başarısı ile öyle mutluydu ki mezar taşına düzgünbir onyedigen oyulmasını vasiyet ettiyse de yapacak bir taş ustası bulunamadı.

Ayrıca Bknz.  Osmanlı Devleti ve Çaldıran Meydan Muharebesi

WilhelmWeber ile tanıştıktan sonra elektrik ve manyetizma ile de ilgilienen Gauss, bu konuya da pek çok yenilik getirmiştir. 1833 yılında Weber ile birlikte ilk elektromanyetik telgrafı icat etmişlerdir.

1801 yılında İtalyan astronot Guiseppe Pazzi, Ceres asterodini keşfetti ama sadece 40 gün kadar gözlemleyebildi. 24 yaşındaki Gauss, üç aylık bir çalışmadan sonra Ceres’in tekrar görülebileceği pozisyonu hesapladı. Ve bu hesaplamalar sonucu iki astronot Franz Xaver von Zach ve Heinrich Olbers Ceres’i tekrar gözlemledi.

Gauss en karmaşık problemleri hafızasından çözmesiyle meşhurdu. Ceres hesabını nasıl bu kadar hızlı yapabildiği sorulduğunda Gauss, logaritma kullandığını belirtmişti. Logaritma cetvelini nasıl bu kadar hızlı kullanabildiği sorulduğunda ise “Ne cetveli, her şeyi kafamdan hesaplıyorum.” demiştir.

Gauss işine o kadar sadıktı ki, şu hikayenin varlığı bizi inandırıyor. Bir gün Gauss iş yaptığı sırada karısının ölmek üzere olduğu söylendiğinde “biraz beklesi, bitirmek üzereyim.” demiştir.

Fikirlerini tam olarak olgunlaşmadan yayımlamak istemiyordu. Çoğu matematikçinin keşfi, hali hazırda Gauss tarafından bulunmuş fakat yayımlanmamıştı. Bunlar Gauss’un günlüklerinde bulunmaktaydı. Matematik tarihçisi Eric Temple Bell’e göre Gauss fikirlerini yayımlamış olsaydı matematik en az 50 yıl ileri gitmiş olacaktı.

Adına pek çok anıt dikilen, pek çok teoreme, Ay’da bir kritere ve hatta bir yanardağa ismi verilen Gauss 23 Şubat 1855’te, 78 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. Beyni ise araştırma yapılmak üzere alınmıştır. Bugün hala Göttingen Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde formalin içerisinde tutulmaktadır.