ListelerTarih

Hanşin Depremi, Diğer AdıyIa Kobe Depremini Yaşayan Anlatıyor

Tarihin en büyük depremlerinden birisi olan Hanşin diğer adıyla Kobe depremi sırasında yaşananları o sırada Japonyada yaşayanlardan dinliyoruz.

Japonlar sürekli olarak depremle yaşamaya ve bu konuda önlemler almaya çok alışmışlardı. Fakat teknolojileri ne adar gelişirse gelişsin büyük depremler karşısında her aman aciz duruma düşüyorlardı. Böyle bir olay 17 Ocak tarihinde Japonya’nın batısındaki yoğun nüfuslu Kansai bölgesi’nin Kobe kentinde yaşandı. Richter ölçeğine göre 7,2 büyüklüğünde olan Hanşin depremi otoyolları sanki bir yumurtanın kabuğuyumuşçasına kırıp delerek otobüslerin, arabaların bu arın içine düşmesine sebep oldu. Sabahın ilk ışıklarına saat 05.46’da meydana gelen zelzele, banliyödeki evlerinden iş yerlerine gitmek üzere yola koyulan pek çok kişiyi yakaladı. Eğer deprem gerçekleştiği saatten 1 saat sonrası kalabalık daha da artacak ve yıkım günün en işlek saat-denk gelecekti. Elbette bu da, muhtemel can kaybını kat attıracaktı.

Japon tarihine geçen deprem

Japon tarihine geçen deprem

Yine de Hanşin depremi diğer adıyla Kobe depremi Japon tarihinde son 50 yılın en depremi olarak geçmektedir. Japon halkının beklemediği ilde gerçekleşen bu deprem, bütün ulusu derinden sarsmıştır. Kobe depreminde yüzlerce insan ölümle burun buruna geldi, binlerce insan ise Japonya’yı vuran bu büyük deprem esnasında yaralanmaktan kurtulamadı. Depremin isabet ettiği yerlerden biri olan liman şehri Kobe’de o zaman nüfus 1.5 mil-yon civarındaydı. Bazı binalar tamamen yıkılmış, bazı evler& bütün bir kat, bazı yerlerde ise katlı otoyolları çökerek yalnızca: bu bölgede en az 200 insanın ölümüne yol açmış ve 13.000 kişinin ise çeşitli şekillerde yaralanmalarına neden olmuştu. Kobe’nin yanı sıra Osaka’nın tarihi kenti Kyoto da aşırı derece hasar almıştı.

Bilimadamlarının yaptığı ölçümlere gere depremin merkez Awajisima adasının 24 km altında, Kobe’den ise 32 km uzaklıkta bulunuyordu. Deprem anı ve sonrasında çıkan yangınlarda ölü sayısı 6.300’leri bulmuştu. Şehirdeki çoğu yeni bina sismik sarsıntılara dayanabildi ama kentin birçok bölgesindeki geleneksel ahşap evler anında çöktüler ve içlerinde yaşayanları tuzağa düşürdüler. Kurtarma ekibi bu kişilere ulaşabilse yangını söndürecek su yoktu. itfaiyeciler çaresizce birçok insanın ölümüne tanıklık ettiler.

Deprem sonrası şehirden ulaşan facia fotoğraflarında yangınlardan yükselen dumanların ve çok sayıda enkazın büyük bir bölümünü kapladığı görülmüştü. Kobe tipik büyük deprem faciasının resmini çiziyordu.

Düzleşen binaların arasında sıkışan yüzlerce insanı kurtarmaya gelen ekipleri patlayan gaz ve su boruları engelliyordu.

Hanshin katlı otoyolunun çökmesiyle en az 2 kişi ölmüş çok sayıda kişi yaralanmış, hatta bir otobüs de kırılan otoyoldan aşağı doğru asılı kalmış, içindeki insanlar ağır yaralanmıştı. Osaka ile Kobe’yi birbirine bağlayan otoyol 3 noktadan birden kırılmıştı ve 50 arabayı etrafa oyuncak gibi fırlatmıştı. Depremin 20 saniye sürdüğü düşünülürse oldukça kısa bir sürede büyük bir yıkımın yaşandığı açıkça görülebilmektedir.

Hanşin depremini Yaşayanlar Anlatıyor…

Hanşin depremini Yaşayanlar Anlatıyor…

O anda bölgede bulunan İngiliz gazeteci Dennis Kessler olayı şöyle zarif ediyordu: “Yerden gelen yüksek bir gümbürdeme ile uyandım ve bulunduğum binanın ikinci katının düzleşip bir sarkaç sallandığını gördüm. Odanın içindeki her türlü eşya havada uçuşuyordu. Duvarlar ve tavan bir yandan hareket ediyor bir yandan gıcırdıyor ve bütün oda sanki etrafımda jöleden yapılmış gibi davranıyordu.

Depremin dehşetini yaşayanlar önüne geçemedikleri bu gücün etkisini kuşkusuz ki asla unutmayacaklardı.

Dünyanın depreme en yakın ülkelerinden biri olan japonyada her yıl binlerce küçük titreme yaşanır. Ama Kobe depremi çok şiddetliydi. Adeta yer yarılıyordu. 6300’den fazla insan kaybının yanında toplam 27.000 kişi yaralanmış ve 45.000’den fazla kişi evsiz kalmıştı. Maddi hasar ise 100 milyar dolar civarındaydı.

Kobe Depreminde Irkçılık Faktörü…

Depremden sonra kurtarma çalışmalara hummalı bir başlamış Kobe’nin dört bir yanından insanlar güvenli r şekilde enkazlardan çıkarılmak istenmişti. Fakat bu depremde hiç de hesapta olmayan bir şey oldu ve ırkçılık devreye girdi.

Kurtarma operasyonları Kobe’nin geniş Kore mahallesinde daha karmaşık bir şekilde işliyordu. Yalnızca tereddüt içindeki iki kişi kendilerine uzanan resmi yardımı kabul etti. Geri kalanı ise mahallerindeki polis ve itfaiyenin yardımını daha büyük bir tehlikede olduklarını ileri sürerek geri çevirdiler. Bu şaşırtıcı olaydaki paranoyanın elbette bir altyapısı vardı. Çünkü 1923’teki Büyük Kanto Depreminde sarsıntılar sonrası yangınları başlattıkları ve içme suları zehirledikleri gerekçesiyle haksız şekilde suçlanan birkaç bin Koreli kızgın kalabalık tarafından linç edilmişlerdi. Polis bu olaylarda 800 Koreli öğrenciyi katletmişti. Japon medyasına Korelilerin ayaklanması şeklinde düzmece haberler verilerek resmi görevliler provake edilmişti.

Kobe mahallesindeki halkın kurtarmalara direnmesi bu tarihi olayın tekrarını engelleme çabasını taşıyordu. Ama bu korku ve yardıma direnme konusunda gösterdikleri kararlılık, Kobe depreminde Koreliler arasında çok daha fazla miktarda ölüme ve zarara yol açtı. Bazı raporlara göre ise, Japon hükümeti bu protestoya misilleme olarak Korelilere yardım göndermeyi kesmişti. Dış medyada çıkan haberler ve yabancı kaynaklı yardım kuruluşlarının zorlaması üzerine çok küçük miktarlarda yardımlar yapılmıştı.

Allah inancının yaygın olduğu, Kuran ahlakının yaşandığı toplumlar, kuşkusuz ki bu tip bir vahşetten uzaktırlar. Bu ahlaki benimsememiş toplumlar ise, ırkçılık, terör, saldırganlık, güvensizlik, egoistlik ve zalimlik içinde yaşamaya mecburdurlar. Kuşkusuz ki, insanların insanlara yardım etmesi, birliktelik ve barış içinde yaşamaları, birbirlerini sevip, birbirlerine saygı göstermeleri ve zor zamanlarında tüm imkanlarını seferber ederek kardeşlerine yardım ellerini uzatmaları, ancak Allah’tan korkan, İslam’ın öngördüğü yardımsever ahlaki bilen ve yaşayan insanlar için geçerlidir. İşte bu nedenle refah, barış ve mutluluk ancak Allah’tan gereği gibi korkan insanlara mahsus bir nimettir pek çok olay, bizlere bu gerçeği sürekli olarak hatırlamaktadır.

Yardım Çalışmaları Konusunda Eleştiriler…

Deprem sırasında önlenebilir kayıplar aslında resmi kaynakların yetersiz yardım çalışmalarından kaynaklanıyordu. japon otoritelerinin kurtarma çalışmaları genellikle çok yavaş e kötü koordine edilmiş olmalarından dolayı iyi işlemiyordu. Japonların arama kurtarmadaki bu başarısızlığı çok tenkit edildi. Dış ülkelerden gelen yardımları anında reddeden japon hükümetinin boş gururu ise onlara sorunları artırmaktan başka sonuç getirmemişti. Oysa yardım çalışmalarını yürüten mevcut birimler arasında haberleşme çok yavaştı.

Kobe Şehrine Ne Oldu?

Kobe Şehrine Ne Oldu?

Kobe şehri 1995 depreminden sonra uzun bir süre felaketin üstesinden gelebilmek için mücadele etmiştir. Yeni binalar iş yerleri ve alışveriş merkezleri imar edilmeye başlanmış ve bölgede yaşam düzeltilmeye çalışılmıştır. Yine de yaklaşık 50.000 kişi şehri felaket nedeniyle terk etmiştir.

Şu anda ise şehrin onarımı çok büyük oranda tamamlanmıştır. Kent adeta bir enkaz yığınından çıkarak, tekrar inşa edilmiştir. Modern ve kozmopolit yapısına kavuşan Kobe ekonomik bakımdan eskisinden çok daha iyi bir konuma kavuşmuştur. Buna karşın yine de depremden kurtulan bazı şehir sakinleri kenar mahallelere taşınmak zorunda kalmışlardır.  Japon sigortası deprem zararlarını karşılamamaktadır. Dolayısıyla birçok aile sahip olduğu her şeyi depremde kaybetmiş ve bunların hiçbiri devlet tarafından telafi edilmemiştir. Bu da, insan hayatına önem vermeyen, Allah inancını geri gibi yaşamayan toplumların yaşadığı sayısız sıkıntı ve japolardan yalnızca bir tanesidir.

Hanşin Depremi Sonrası Japonların Aldığı Önlemler

Japon bilimadamları her geçen gün depremi tahmin edebilmek için yeni yöntemler geliştirmeye çalışıyorlardı. Ama sismoloji (deprembilimi) kesin olmayan bir bilimdi. Bir depremi olmadan önce onu tahmin edip tedbir almak adeta imkansızdı.

Kobe depremi diğer bir adıyla Hanshin depremi tüm Japon halkına depremin etkilerini hafifletmek için bazı dersler vermiştir.

Bölgenin her şehrinde ve kasabasında belediyenin bir felaket planı vardır ve halk yapılan bir uyarı sonrasında atılacak adımları ezberlenmiştir. Önce hemen evlerinde, yaşadıkları yerlerde gaz ve elektriklerini kesen vatandaşlar daha sonra sarsıntı sonrasında düşmesi muhtemel dolapların kapılarını emniyete alırlar. Ve daha önce kararlaştırılan kaçış yollarından geçmek üzere genel kaçış alanına katılırlar. Sokakta, bulundukları grubun içinde herkes ortak güven duygusu meydana getirerek paniğin yatışmasını sağlarlar. Evlerinden ve fabrikalarından çıkan ve giderek artan insan seli acil yardım güçlerinin rehberliğinde ve kontrolünde daha önce belirlenmiş kaçış alanlarına doğru ilerlerler.

Genellikle depremden sonra meydana gelen dev dalgalan yani tsunamileri önlemek için, liman filosu denize açılır. Bu konuda yapılan çalışmalar oldukça masraflı olmuştur ama dünyanın en kalabalık bölgelerinde tehdit altında olan yaşam ile kıyaslandığında ödenen bu bedel yine de çok küçüktür.

Hanşin Depremi Olmasaydı Yaşam Nasıl Olurdu?

Hanşin Depremi Olmasaydı Yaşam Nasıl Olurdu?

Tarih boyunca dünyanın her köşesinde verdiğimiz deprem felaketi bilgilerinden sonra aklımıza şöyle bir soru gelebilir. Deprem olmadan güvenli bir hayat sürdürebilmemiz mümkün mü?

Bu soru bilim adamları tarafından, dünyada, Allah’ın dilemesi dışında, deprem olmadan hayatın asla olmayacağı yönündeki kesin bir gerçekle cevaplanıyor.

Bilin gibi depremleri oluşturan faktörlerin arasında yerin merkezinden gelen aşırı sıcaklıkların etkisi vardır. Eğer depremle ve yerin altından gelen bir sıcaklık olmasaydı, Dünya, yaşamı imkansız kılan soğuklukta bir yer haline gelirdi. Yer altındaki bu büyük sıcaklık akışı olmasa ne okyanuslar ne kıtalar meydana gelebilirdi. Dünya; ay kadar kuru, dümdüz, ve can iz bir gezegen olurdu.

Depremler ve yerin altındaki lav akışı canlılığı ayakta tutan önemli etmenlerden biridir. Bu yüzden de dünyada hiç kimse depremlerin oluşturduğu şiddetli sarsıntılardan gerçek anlamda, güvende değildir.

Şu anda dünyada ABD’nin doğusu ve Avrupa simsik hareketlerin çok nadir görüldüğü yerlerdir. Ancak dünyanın yaratılışından itibaren herhangi bir zamanda dünyanın her yerinde büyük depremler yaşanmıştır.Dolayısıyla dünyanın hiçbir yeri, bu büyük felakete karşı güvende değildir. Ve yıldırımların aksine depremler aynı yeri iki kez de vurabilir. Bu sadece konum ve zaman meselesidir.

Kaynak: https://tr.wikipedia.org/wiki/B%C3%BCy%C3%BCk_Han%C5%9Fin_Depremi

pomeranian boo fiyatları

Sevda Öztürk

1990 Antalya doğumluyum, magazin, sinema haberlerini yakından takip eder, onlar hakkında güncel haberler ve içerikler yayınlıyorum. Sozturk@lafmacun.net adresinden tarafıma ulaşabilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu