HaberlerListelerYaşamYaşam - insan

Geçmişten günümüze ne gibi değişiklikler olmuş? Aldatma!

Geçmişten günümüze ne gibi değişiklikler olmuş?

Eskiden sevgililik gibi özgür ilişkilerin yaşanmaması vegörücü usulü evliliklerin yaygın olması ile daha istikrarlı bir ilişkihayatının olduğunu az çok biliyoruzdur. Fakat günümüzde bu durum tam tersi.İnternetin ve cep telefonlarının hayatımıza hızlı giriş ile birlikte insanlaristedikleri kişiye rahatlıkla ulaşabilmekte ve bir tane ile yetinememektedir.Aslında tüm suçu da internete ya da bilgisayar atmamak lazım. Kadının işhayatına girmesi, eşi ve ailesi ile yeterince ilgilenmemesi de ilişkilerinbozulmasında temel olmuştur.

Aldatma günümüz hastalığı olarak ilk sırada yerini almaktadır. Çok mu fazla ayak uydurduk ya da dünden mi hazırdık bilmiyorum. Ama bir şeylerin ters gittiğinden eminim. Geçmiş zamanlarda çok eşliliğin yaygın olmasından mıdır bilinmez ama aldatma istatistikleri daha düşük seviyedelermiş. Görücü usulü evlendirilen insanlar bir ömür sevmese bile sadık kalabiliyormuş.Günümüze bakınca geçmiş ve günümüz arasında ki yolda çok durumun değiştiğini görebiliriz.


Yeni nesil biraz doyumsuz desek yanılmış olmayız. İstediklerinin anında yapılması onları bu hale getirmiş. En basitinden istedikleri bilgiyi kütüphaneye gidip saatlerce kitap sırasının kendisine gelmesi için sabretmedikleri için internetten tek tık ile tüm bilgiye ulaştıkları için hayatlarında her şeyin bu düzenek ile ilerlemelerini istiyorlar. Evlendikten sonra ise evlilik hayatlarından beklentileri eskiden evlilik hayatında olanlardan oldukça farklı. Kadının ve erkeğin kendilerine ait olan rolleri unutup birbirlerine zaman ayıramamaları ve kadının aşırı çocuk, erkeğin de aşırı iş düşkünlüğü yine günümüz aldatma sebepleri arasındadır. Bunun haricinde örnek verecek olursak geçmiş ilişkilerde kadınların aldatma oranları hiç yok denecek kadar az. Erkekle de aldatma ihtiyacı duymuyorlar zaten 3-4 tane yasal olarak eşleri var. Bu durumu tasvip etmediğim gibi eskiden aldatmanın olmamasının büyük sebeplerinden bir tanesi de iletişim araçlarının azlığı ve olan olayların duyulamaması şeklinde belirtebiliriz. Günümüzde yaşanan bir olay anında duyulduğu için şimdilerde daha çok yaşanıyor gibi gelebilir bize. 

Eskiden kadınlar sadece evlerinde çalışırmış. Erkek ise gerçekten eşini seviyorsa ona sahip çıkar, korur kollar ve saf duygular diyebileceğimiz sevgiler ile beslermiş. Fakat günümüzde daldan dala aşkların artması geçmiş ile en büyük farktır. Kadının iş hayatına girmesi ile evini ihmal etmesi ve bunun devamında gelen erkekte yetersizlik duygusu. Duruma tersten bakacak olursak, erkeğin gerçek görevlerini unutup tamamen iş hayatına yönelmesi ile kadın başka kollarda aşkı aramaya başlamıştır. Eskiden aldatmanın olmamasının bir başka nedeni de bu cümle ile ortaya çıkmış oluyor aslında. Eskiden para kazanmak daha kolaymış. Ya da en azından insanlar yiyeceklerini ve içeceklerini kendileri yapar birbirlerine destek olurlarmış. 


Günümüz şartları içerisinde zor olan her şeye bir de ilişkiler ekleniyor. Ne istediğini bilmeyen bağlanma korkusu yaşayan insanlar ile dolu etrafımız. Aldatma psikolojik bir rahatsızlık olduğu gibi tedavisinin de edilmesi gereken ciddi bir belirtidir. 

Tempodan kurtulup ilişki içerisinde ki bireyler biraz kendilerine ve birbirlerine zaman ayırmalılar. En azından ellerinde ki telefonu bırakıp akşam yemeğinde birlikte oturup gün değerlendirmesi yapabilirler. 

Bunların haricinde geçmişten günümüze evliliklerin tamamen tersine döndüğünü çok rahatlıkla görebilirsiniz. Bozulan ilişki yapıları, düzensiz evlilikler ve en önemlisi evlilik öncesi yaşanan olayların aşkı öldürmesi. Bazı durumlara severseniz katlanabilirsiniz. Taraflardan birinin kötü olması ise ilişkinin zedelenmesine neden olacaktır.  Eskiler ne demiş: “Ana kızına taht kurar, kız bahtı kocadan arar”. Kız çocuklarının tahtını anne, bahtını koca kurarmış. Şimdilerde ikisini de anneler yapmaya çalışıyor. Zengin diye zorla evlendirilen kızlarımızın ne kadar mutlu olması beklenebilir ki evliliklerinde? Ya da onlarla evli olan adamlar, başka yerde gerçek aşkı buldukları zaman ne kadar sadık kalabilirler eşlerine? 

Hepinizin de rahatlıkla hatırlayabileceği bir örnek vereceğim. Eskiden yamalı çoraplar, yamalı pantolonlar oldukça fazlaydı. Şimdilerde görüyor musunuz? Göremezsiniz. Çünkü yeni nesil doyumsuzluğunu kıyafet üzerinden ispatladı. Çeşit çeşit kıyafetler içerisinde bile hala giyilecek kıyafet olmadığından şikâyetçi oluyorlar. İlişkilerde de aynı şekilde bu durum zuhur etmektedir. En ufak hatada karşı tarafı silip atmak günümüz için oldukça basittir. Fakat eskiden öyle değilmiş. Eskilerde yapılan hataların defalarca affedildiğini, gerçekleştirilen ve yaşanan olayların aile içerisinden dışarıya çıkmadığını görüyoruz. Şimdi ki ilişkiler ise ulu orta Allah ne verdiyse… Bir kere sihri kaçıyor bu ilişkinin. Aralarında özel kalmayan bir ilişki de taraflar arasında birbirlerine cazip gelen hiçbir şey kalmıyor. Bundan dolayı da taraflar kendilerini daha gizemli gördükleri kişilerin kollarına atıyorlar. Aslında kollarına atladıkları kişiler belki sizin kadar bile değiller. Ama hep derler ya yasaklar her zaman daha tatlıdır diye. Bu da o misal. Yasak olan, gizli olan her zaman daha çekici geliyor insana. Bu da günümüz ve geçmiş arasında dağlar kadar fark olduğunun bir kanıtı. Evlenmeden önce bir ya da iki kere görüşen çift bir ömür kendilerini keşfetmek amacı ile aynı yastığa baş koyuyorlar. Evlenmeden önce bir ömür yaşayan çift, ilişkilerini legalleştirmek için evlenip iki gün sonra ayrılıyorlar ya da aldatıyorlar. 


Aslında aldatmanın başka sebepleri arasında genel de sözel iletişimin zayıf olması unsuru da geçmektedir. Eskiden daha mı güçlüydü sözel iletişim bilmiyorum ama günümüzde o kadar eğitimli insan olmasına rağmen teknolojinin getirmiş olduğu asosyallik ve ne istediğini karşı tarafa açıkça anlatamama gerçekten ciddi bir sebep. Oysa eskilerde okuma oranlarının düşük olduğunu görüyoruz. Bu okuma oranına göre ilişkiler nasıl bu kadar uzun sürmüş diyoruz. Bu soruyu 90 üstü yaşa sahip ninelerimize sorduğumuz zaman cevabını alıyoruz. Diyorlar ki: ”Bizler eskiden birbirimize sahip çıkardık, erkeğimiz bize kötü davranmazdı. Bizler de kadın olarak her işlerine koşardık açıklarını kapatırdık. Yama yapar daha az para harcamaları için yanlarında destek olurduk” cevap gayet açık değil mi? Günümüzde böyle bir ilişki yaşandığını düşünebiliyor muyuz? Ya da bu kadar tavizi kim kime verir? 

İnsanların artık kendilerini yetiştiren ebeveynlerine bile sabırlarının kalmadığı bu dönemde bir yuva kurmak, aynı yastığa bir ömür baş koymak oldukça zor. Yaşanan olaylardan ötürü güven problemi yaşayan insanların sayısı ise git gide artmakta. Bunun tek sorumlusu erkeklerdir, ya da bunun tek sorumlusu kadınlardır demek ise oldukça gereksiz. Bu süreç içerisinde yaşanan her olaydan ve her durumdan suçlu aramak yerine herkes öncelikle kendinde suç aramalıdır. Herkes kendisini geliştirir ve kendini bu durumdan kurtarırsa eminim daha güvenli ilişkiler kurabilecek ve aldatma eylemini maziye gömeceğiz. Bu tek kişi ile yapılan bir eylem değildir. Buna sebep olan nedenler, buna sebep olan kişiler ve bunu yapan kişiler olmak üzere üç gruptan oluşur. Bana sorarsanız aldatmanın en masumu kimdir diye ben çocuklar derim. Anne ve babasını bir arada görmek en büyük hakları iken, bir aldatma kurbanı olup bir tarafı eksik büyümeye terk edilen çocuklardır. Geçmişte çocuklar çocuk gibi, erkekler erkek gibi, kadınlar da kadın gibiymiş. Şimdiler de ise kavramlar alt üst olmuş durumda… 

pomeranian boo fiyatları

Sevda Öztürk

1990 Antalya doğumluyum, magazin, sinema haberlerini yakından takip eder, onlar hakkında güncel haberler ve içerikler yayınlıyorum. Sozturk@lafmacun.net adresinden tarafıma ulaşabilirsiniz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu