Blogculuğa yeni başlayacaklar için altın değerinde öğütler.

İnternet kullanıcısının sanal içeriğe katkısına olanak veren ‘weblog’ (internet günlüğü) terimini ilk kez John Barger, bundan tam 10 yıl önce, 17 Aralık 1997’de kullandı. Barger’ın derdi, internette yaptığı gezintilerde rastladığı ve beğendiği site ve sayfaları sıralayacağı, bunlarla ilgili ufak notlar düşebileceği bir ‘günlük not defteri’ yaratıp bunu başkalarıyla da paylaşabilmekti. İstediği de oldu; zira daha sonra kısalarak “blog” olarak kullanılmaya başlanan kelime, son beş yıla damgasını vuran Web2.0 döneminin de ana fikri haline geldi. Barger, Blogculuğun toplumlarda ifade özgürlüğüne yaptığı katkılardan çok memnun. Wired dergisine verdiği demeçte şeffaflığa vurgu yapan Barger’ın yeni blogculara tavsiyelerde de bulundu. İşte İran ve Çin gibi dini ve askeri faşizmin kalelerini bile sarsabilen bu toplumsal fenomenin başlatıcısından, ‘yeni başlayanlar için’ 10 altın öğüt: 

1. Gerçek bir blog, kaydetmek ve paylaşmak istediğiniz internet sitelerinin ve sayfaların linklerini ve sizin düşeceğiniz kısa yorumları içermeli.

2. Blogunuza eklediğiniz görüşlerin hemen her yerine link koymalısınız. Eğer blogunuzda kendi yazılarınızın miktarı linklerden çok daha fazlaysa, başka bir deyişle blogunuzda kendi görüşlerinizden başka bir şey yer almıyorsa, biraz tevazu öğrenmenizde fayda var. Kahraman ya da meşhur olmaya çalışmayın! 

3. Blogunuza yeni yazı eklemeden önce birazcık araştırma yaparsanız, o yazıdaki görüşlerinizi çok daha açık, detaylı, örnekli ve anlaşılır anlatan başka kaynakların olduğunu göreceksiniz. 

4. Kendiniz olun. Hoşunuza gitse de havalı ya da trend olmadığı için dışladığınız linklerden asla vazgeçmeyin. Unutmayın ki blogunuzu okuyacak kişiler sizi tanımak istiyor, başkasını değil. Olmadığınız gibi görünmek size bir fayda getirmeyeceği gibi, blogunuzun ‘öznelliği’ne ters düşer. 

5. Kaynak gösterdiğiniz bir linki yorumlarken, oradaki veri ya da temanın üstüne öznel bir yorum eklemek esastır. Ancak linkte ne olduğunu da kısa, açık ve doğru şekilde anlatabilmelisiniz ki ona tıklayan bir kişi ileride hatırlamayıp yeniden tıklamasın. 

6. Linkini verdiğiniz sayfayla ilgili sizin görüşünüzü ifade eden bir ‘sıfat’ kullanın (muhteşem bir yazı, çarpıcı, yaratıcılığın bu kadarı, zekice vb. gibi) 

7. Kaynağı kullanmanıza izin verildiği için müteşekkür olun. Her zaman kaynağın sahibini zikredin. Unutmayın ki bilginin serbest dolaşımı esas olsa da, o bilgiyi üreten her zaman saygıyı hak eder.

 8. Linkini verdiğiniz sitelerdeki acayiplikler, aşırı uzun yazılar, gereksiz açılır pencereler vb. gibi rahatsız edici olabilecek sürprizlerden okuyucunuzu daima haberdar edin. Ana konuya götüren linki, onu destekleyen ama olmasa da olur onlarca başka linkin arasında kaybedip heba etmeyin. Okuyucunuz ona ulaşıncaya kadar 3-4 başka siteye gitmek zorunda kalırsa hem bundan vazgeçer hem de bir daha blogunuza uğramaz. 

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları